14 Kasım 2014 Cuma



YAŞAMDA DENGE ve DEĞERLER

Eski zamanlarda bilge bir kadın yolculuk yaparken derenin içinde değerli bir taş görmüş ve heybesine  atmış. Yolda giderken ekmek dilenen yaşlı bir kişiye rastlamış, çantasından bölüşmek için ekmeğini çıkartırken yaşlı adam çantadaki değerli taşı görüp onu vermesini istemiş. Bilge kadın hiç tereddüt etmeden çıkartıp taşı ona vermiş. Yaşlı adam taşın ona büyük bir servet getireceğini düşünerek sevinç içinde yoluna devam etmiş.
Aradan birkaç gün geçmiş. Yaşlı adam bilge kadını bulmuş ve demiş ki “ Sürekli düşündüm, taş çok değerli ve sen bunu bana verdin, daha değerli bir şey almak umuduyla bunu sana geri vermek istiyorum. Şimdi bana söyle, bu taşı bana verdiren şey neyse onu bana verir misin?
Bilge kadın cevaplamış; “ İnsanı zengin ya da değerli yapan sahip olduğunu düşündüğü malı, serveti, mevkii yada ünvanı değildir. Diğer insanlarla paylaşabildiği “ değerleridir.”
Dengeli ve doyumlu bir hayat yaşamak için kişisel değerlerimizin farkında olmamız ve onurlandırmaya çalışmamız gerekli.
Değerlerimiz;  diğerlerinden beklediklerimiz ve diğerlerine sunduğumuz, bizi hayata bağlayan inançlarımızdır ve çok önemlidirler.
Değerler  somut değil soyuttur, örneğin para bir değer değildir, paraya sahip olduğunuzda size ne verecek? sorusunun cevabı kök değerinizi bulmanıza yardımcı olur. Paraya sahip olduğunuzda ne kazanacaksınız? Güvenlik, özgürlük, başarı, güç?
Değerlerinizi onurlandırmadığınızda ya da onları kullanamadığınızda içsel bir gerilim ve huzursuzluk yaşarsınız ve iş ve yaşamdaki dengeniz olumsuz etkilenir.

Aşağıdaki bazı değerlerden hangilerinin sizin için anlamı daha fazla?
Huzur, mutluluk, sevgi, adalet, saygı, şefkat, öğrenme, kişisel gelişim, samimiyet, özgüven, maneviyat, başarı, güç, güven, farklılık, özgürlük, rekabet, liderlik, düzen, azim, ekip ruhu, kazanma, bilgelik, kalite, heyecan, netlik, öne geçmek, tamamlanma, toplumun parçası olmak, ilginç deneyimler, kendini adamak, sadakat, işbirliği, iyi görünme, espri anlayışı, zevk, problem çözme, güvenilirlik, örnek oluşturma, benlik saygısı, romantizm, cesaret ve sizin ilave edecekleriniz.

Sıralama yapsanız ilk 3 değeriniz hangileri olur?
Şimdi hayatınıza bakın, yaşamınızın bütününde değerlerinizi ne kadar onurlandırıyorsunuz?
Değerlerinize uygun şekilde yaşamak için yapabileceğiniz neler var?
Yapmadığınız neler var?
Halen adım atmıyorsanız ne bekliyorsunuz?

Değerlerinizi keşfettiğinizde bazı şeylerin hangi değerlerinize dokunup sizi neden rahatsız ettiğini ya da başarınıza nasıl destek verdiğini fark edeceksiniz.

Kendimin Farkında Olmak!

Kendimi Tanımak!

Tüm bu kavramlar, soru ve cevapları, daha dengeli ve doyumlu bir yaşam yaşamak isteyenlerin fark etmesi veya bulmak için emek harcaması gereken temel adımlardan geçiyor.

Diğer adımlarda görüşmek üzere…
Sevgi yolculuğunuzdaki ışığınız olsun…

Meral Dal
Kurucu, Eğitmen, Profesyonel Koç
Gelişim Gezginleri Grup
Eğitim, Koçluk, Danışmanlık




10 Kasım 2014 Pazartesi

FELEĞİN ÇEMBERİNDEN GEÇMEK

Feleğin çemberinden geçenler vardır aranızda ya da geçemeyip çemberin altında kalanlar…
Beklenmedik bir zamanda ve bizi sarsacak boyutta karşılaştığımız olaylar karşısında yaşadığımız duygunun adı “çaresizliktir”.  İşte bu noktada felek bizi çemberine almakta ve çevirmek için hazır beklemektedir. Gelin bu durumdan nasıl fayda yaratabiliriz? birlikte bakalım.
  1. Aşama: ŞOK- Yaşamımızda bir tehdit söz konusudur ve bize yaşattığı ilk duygu şoktur. Şok etkisini yaratan kısım beynin amigdala dediğimiz bölümünde oluşur ve muhakeme, planlama, karar işlevlerini oluşturan frontal lob dediğimiz beynimizin ön kısmı bir an devreden çıkar, normal koşullarda bu sürecin kısa sürmesi beklenir.
  2. Aşama: SORGULAMA: Şoku atlattıktan sonra sorgulamaya başlarız, beynimiz artık bu sürece bir anlam vermek zorundadır. “Bu neden başıma geldi? “
  3. Aşama: SUÇLAMA: “Bu neden başıma geldi?” Ya da “Neden benim başıma geldi?” sorusuna arka arkaya bir çok cevap ararız ve başlarız suçlamaya, bu aşamada  saldırgan davranışlar bile sergilenmesi mümkündür.  Genellikle diğerleri, koşullar, kader suçlanır veya bir şey bulamadıysak kendimizi suçlarız. 
Bazı kişiler vardır, hep bu aşamada kalırlar! 
Hep suçlarlar, eşini veya artık eski eşini, doktorları, sistemi, yöneticisini, işyerini, kaderi…
  1. Aşama: BASTIRMA: Suçlama aşamasını geçenler eğer gerçekle yüzleşmeye hazır değillerse, bastırmayı tercih ederler. Yani “Hayır canım ben iflas etmedim, hayır eşim beni aldatmadı, olur mu çocuğum kanser değil” derler ve yarattıkları bu duruma kendileri de inanmaya başlarlar, en kötüsü diğerlerini de inandırabilirler ve tüm çevre  birlikte bastırmaya başlar.
  2. Aşama: KABULLENME: Bu aşamaya gelebildiyseniz kendinizi tebrik edebilirsiniz, çok önemli bir aşamadasınız. Olanı olduğu gibi kabul etmek ve görebilmek bu aşamada çok önemlidir.  Önünüzde şimdi 2 seçenek var. 1.seçenek olan pasif kabullenmede kalabilir ve başaramayabilirsiniz, yani “ne yapalım artık, bu başıma geldi, kader, çekeceğiz” diyebilirsiniz ya da 2.seçeneği seçip aktif kabullenme ile “evet bu başıma geldi şimdi ne yapabilirim?”sorusunun cevabını bulmaya çalışabilir ve sürece devam edebilirsiniz.
  3. Aşama: SAVAŞMA: İşte şimdi mücadele zamanı ve sorunla kendinizi ayrıştırma vaktidir. Cevabını bekleyen sorular şunlar “Bu koşullarda yapılacak en mantıklı şeyler nelerdir? Çözüm için neler gereklidir? İç ve dış kaynaklarım nelerdir? Nasıl başarabilirim?”
  4. Aşama USTALAŞMA: Bir önceki aşamada kişi artık o kadar bilgi sahibi olmuştur ki, belki defalarca düşmüş yılmayıp kalkmış ve artık çözüm konusunda uzmanlaşmıştır. Ne zaman, nerede, ne yapacağını öğrenmiştir. Sürecin sonuna doğru gelmektesiniz.
  5. Aşama DÖNÜŞÜM: Tebrikler. Çemberin son kısmındasınız. Eğer şunu yapabiliyorsanız çemberden başarıyla geçtiniz demektir.
Bu savaş sonunda kendinize ve hayata dair verdiğiniz anlam değişti mi?
Yani başlangıçta “bela” olarak nitelendirdiğiniz şeyi bir “şans” olarak tanımlayabiliyor musunuz?
Bu aşamada sorun anlamsızlaşıp yok olur. Endişelendiğiniz şeylerin aslında ne kadar basit şeyler olduğunu fark edersiniz, yaşamda dert saydığınız veya kızdığınız şeylerin de ne kadar anlamsız olduğunu…
“ İyi ki bu başıma geldi ve ben şimdi daha mutlu bir insanım, başıma bu gelmeseydi bilemezdim, anlamazdım veya bu kadar başarılı olamazdım…” gibi çıkarımlarda bulunabiliyorsanız tebrikler! Feleğin çemberinden geçip “Dönüşenler” arasına siz de katıldınız.

Bu yazıyı yazmama feyz olan Değerli Hocam Tamer Dövücü ‘nün ifade ettiği gibi çemberi tamamlayanlar benzer durumlarla yine karşılaşabilirler. 
Onların en büyük avantajı, dönüşmek için geçmek zorunda oldukları aşamaları bilmeleri ve daha hızlı tamamlayacak olmalarıdır.

Dönüşümleriniz sevgiyle gerçekleşsin…

Görüşmek üzere,
Meral Dal
Kurucu, Eğitmen, Profesyonel Koç
Gelişim Gezginleri Grup
Eğitim, Koçluk, Danışmanlık